Dünyada Lojistik ve Çin
Ülkemiz refah düzeyi ve sanayi alt yapısı oldukça gelişmiş olan ve bu sebepten sürekli olarak tüketen Avrupa ile Avrupa’nın sürekli olarak ürettiklerini satın alan Asya ile Çin'in tam ortasında adeta altın bir bölgede bulunmaktadır. Ancak Avrupa refah düzeyinin artmasından dolayı artan işgücü maliyetlerini kendi içinde karşılayamaz duruma gelmiş ve üretimini iş gücünün çok düşük olduğu Çin'e kaydırmıştır. Aynı durum Dünya’nın şimdilik sanayi devi olan Amerika içinde geçerlidir. Bugün Avrupa'da aynı işi yapan işçinin aldığı net ücret aylık $1500 civarında iken bu rakam Çin'li bir işçi için sadece $100 –300.$ düzeyindedir. Maliyet sorunu Amerika ve diğer ülkeler için de aynıdır.
Üretim düşük işgücü ve ucuz hammadde stoğuna sahip olan Çin'e kayınca Türkiye önemini yitirecek midir?Tabiî ki hayır. Bugün pek çok ülke Avrupa'ya kıyasla daha düşük işgücü maliyetlerine sahip olan Türkiye’yi bir çeşit Lojistik üssü olarak kullanmaktadır. Örneğin hepimizin bildiği bir spor malzemeleri üreticisi olan Adidas yine hepinizin bildiği bir lojistik firması olan Ekol Lojistik ile yürüttüğü ortak bir projede Çin'den gelen ürünlerinin Avrupa'ya dağılımını Türkiye üzerinden Türkiye’yi bir Lojistik Üssü gibi kullanmak suretiyle sağlamaktadır. Bu ve benzeri örnekler çoğaltılabilir.
Ayrıca ülkemiz tekstil alanında Çin ile çok yoğun bir rekabet içinde bulunmaktadır. Ülkemizin Tekstil sektöründeki önemi Çin'e rağmen azalmamış aksine Avrupa'ya satışımız artış göstermiştir. Şimdi bu noktada ülkedeki ekonomiyi korumada bizlere büyük görev düşmektedir. Çin'den Avrupa'ya gidecek bir geminin denizde geçireceği süre yaklaşık olarak 20-25 gün arasındadır ve Çin’de maliyetler ülkemize kıyasla daha düşüktür. Avrupa’nın bu durumda Türkiye’yi tercih etmesinin iki sebebi vardır.
1) Daha iyi kalite
2) Lojistik faaliyetlerdeki hız,ve servis, konum
Artık Çin'de her ürünün isterseniz kalitelisi de kalitesizi de mevcut. Ayrıca Çin Türkiye’de yatırım üsleri kurmak ve Türkiye’nin kaliteli ürün imajını kullanarak dünya pazarlarına açılmak suretiyle hiç beklenmeyecek şekilde bu soruna çözüm yolları geliştirmiştir.Çin, Türkiye’de dört üretim üssü kuracak
“ Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerinde köklü bir strateji değişikliğine gidiyor. Türk sanayicisinin rekabet ve kalite açısından her fırsatta eleştirdiği Çin malı ürünler, artık Türkiye’de üretilecek. Çin’in; İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin olmak üzere dört kentte "yatırım üssü" kurmaya karar verdiği öğrenildi.. Çin’in bir devlet şirketi olan Çok Uluslu Şirketler topluluğu yetkilileri, bu amaçla geçtiğimiz yaz Türkiye’ye iki kez geldi. Daha sonra Mersin’i de gündemine alan Çin heyetini, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’i ikna etti. Mersin’i "Türkiye’de yatırım üssü kurulacak dördüncü şehir olarak" listeye ekletti. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen bu Cuma CEBIT fuarına katılmak üzere Çin’e gidecek. Bakan Tüzmen’in buradaki resmi görüşmelerinde, Türkiye’de kurulacak dört üretim üssüyle ilgili kararın ayrıntılarının belli olacağı öğrenildi. İHRACAT ARTIYOR: Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) verilerine göre, Türkiye 2005’de Çin’den 6.8 milyar dolarlık ithalat yaptı. Bu rakam 2006’da 9.6 milyar dolara yükseldi. Diğer yandan, dış ticaret dengesizliği büyük olmasına karşın, Türkiye’nin de Çin’e ihracatı artıyor. Çin’e 2005’de 550 milyon dolarlık mal satan Türkiye, bu rakamı 2006’da 693 milyon dolara yükseltti.
Bizler bu iki sebebin ikincisi olan "Lojistik Faaliyetlerdeki Hız" ayağının yöneticileri olarak işinizi çok iyi yapmalı ve rekabette öne geçmeliyiz.
Bildiğiniz üzere Çin ekonomisi sürekli olarak bir büyüme göstermektedir. 2005 yılında 3.000.000 konteynerın ihraç edildiği Shanghai limanından, 2006 yılında 6.000.000 konteyner ihraç edilmiştir. Bu rakamın 2007 yılı verileri 7.000.000 konteynerdir ve bu büyümenin önümüzdeki 7 yıl için yıllık 3.000.000 konteyner artışla devam edeceği öngörülmektedir. Çin sürekli olarak üretmekte ve ürettiklerini başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya satmaktadır. Bu noktada ülkemiz bile düşük maliyetleri ile baş edemediği Çin'de yatırımlar yapmaya başlamış ve Çin'deki büyümeyi bu şekilde yakalamaya çalışmıştır.
Ancak bu anlattıklarımın hiç birisi Çin ile rekabet edilemeyecek anlamına gelmez ve bu şekliyle anlaşılmamalıdır. Türk sanayicisi Çin'e yatırım yapmaya başladığı gibi Türk Lojistik firmaları da Çin'e gelmeye başlamışlardır. Çin'de Lojistik amaçlı depo sahibi olan Türk firmaları hızla artmaktadır. Şu anda burada Freight Forwarder firması kuran Türk firmaları oldukça başarılı olarak işlerini geliştirmekte ve Çin mallarının dünya pazarlarına taşınmasında söz sahibi olmaya başlamaktadırlar. Değişen çevre şartlarına uymak ve dış çevreyi yönetemiyorsanız ,dış çevrenin yönettiği biçime uygun hareket ederek bu ortamdan kar sağlamak esastır ve şu anda tüm dünya ülkeleri Çin karşısında rekabet değil işbirliği politikası yürütmektedirler. Çin yeniden doğmadı sadece varolmanın gereğini yapmasıyla bugün ciddi bir güç olma yolundadır.
Şu anda Dünya’nın üretim lokomotifi olan Çin gittikçe ve hızla artan refah düzeyinin getirdiği tüketim alışkanlığı ile birlikte yakın bir zaman sonra dünyanın tüketim merkezlerinden biri haline gelecektir. Bu dönemde, Çin ile ticaret iyice artacak ve lojistik işi yapan bütün firmalar artan bu iş hacminden kar sağlayacaklardır.
Bir Sonraki yazımda görüşmek üzere
Saygılarımla
Mehmet BÖLGE |